Duyurular

7. Sınıfların dikkatine!

Cumhuriyet dönemi yazar ya da şairlerinden birini seçerek biyografisini hazırlayacaksınız. Biyografiler oluşturulurken yazarın/şairin anılarından da yararlanarak edebi kişiliğine, yaşadığı dönemin eserlerine etkisine ve eserlerine  yer verilecek. Seçilen şairin/yazarın bir eseri tanıtılacak. Bu çalışma fon kağıdına yapılacak. İkinci dönemin başladığı ilk haftanın ikinci blok(iki derslik zaman) dersinde çalışmalar okula getirilecek.

Bu çalışmalar performans olarak değerlendirmek üzere öğretmenin uygun gördüğü zamanda sınıfa sunulacak. Çalışmaların sunumu yapılırken anlatım yapılacak,  ödevden okuyarak sunum yapılmayacak.

 

   

   

Hikaye(Öykü) Türü Özellikleri

Kullanıcı Değerlemesi:  / 5
Kötüİyi 
Detaylar

 

Hikaye(Öykü) Türü Özellikleri

 Hikaye, hayatta olan veya olacak kanısı veren olayları bir ölçü ile anlatan, hayalde tasarlanan ilgi çekici bir takım olayları anlatarak okuyanda heyecan veya zevk uyandıran yazıdır. Hikayelerin kişileri azdır, bir tek olay anlatmak amacıyla yazılır. Derin çözümlemelere pek elverişli sayılmaz. Hikayeler, çoğunlukla birkaç sayfa uzunluktadır.

 

 

Hikayeler, hareketten hoşlanan insanın bu isteğini karşılar, insanlara karşı duyulan bu yakınlık duygusunu artırır. Bir an için de olsa, okuyucuyu hayal dünyasında dolaştırır. İnsanın zihin gelişmesini artırır.İnsanlara yüksek ideallerle birlikte geniş bir hayat anlayışı sağlar.

 

Hikaye, üzerinde gerektiği kadar durulmamış kompozisyon türlerinden biridir. Hikayedeki olay, başlangıçtan sonuca doğru giden bir olayın bir anlık parçasıdır.

 

Hikayeler çoğunlukla o bir anlık parça içerisindeki insanı incelemeyi gaye edinirler. Bununla beraber herhangi bir hayvan, bir şey de hikaye konusu olabilir. Bunun için kısa hikayeler yoğun, dolgun bir nitelik taşımalıdır.

 

2 HİKAYECİ KİMDİR?

 

Hikayeci; kişilerini, onların çeşitli problemlerini hayat çerçevesinde görmek ve yaşamak zorundadır. Bu bakımdan görüşleri daha doyurucudur. İyi bir kompozisyonun, hikayeyi başarılı kılan öğelerden biri olduğu şüphesizdir.

 

İyi hikayeci, bir romancı da olduğu gibi birkaç yaşantısını bir konu içinde birleştirir ya da bir olayı alır genişletir ona kendi yaşantılarını ekler.

 

Hikayeci, yazısı ile okuyucunun arasına girebilmeli; yarattığı kişilerin olanaklarını ölçüp biçtikten sonra, gerçeğe uygun olarak onları hareket ettirmelidir. İçinde yaşadığı toplumun durumunu iyi bilmeyen, insanı iyi tanımayan bir kimse iyi hikayeci olmaz.

 

Hikaye başlı başına bir kompozisyon türü olmasına rağmen, hikayeciyi romana götüren bir yol da sayılmaktadır. Gerçek hikayeci ise kendi yazı çeşidini diğer nesir türlerinden üstün tutmak zorundadır. Küçük hikaye yazmak için, çok düşünmek, çok çalışmak gerekmektedir

 

Hikayeci; kişilerini, onların çeşitli yaşantılarını duymak, görmek ve yaşamak gerekliliği içerisindedir. Erskine Caldwell şöyle der: ``Hikaye ve romanların hepsinin maksadı, insanların içine bakacakları bir ayna tutmaktır.''

 

Hikaye, ne fazla ne de eksik olmalıdır. Hikayeci, hikayesinin ilk cümlesini yazarken, son cümlesinin aşağı yukarı ne olabileceğini düşünmüş olmalıdır. Olayın muhtevasının tahammülü hesaplanmalı; okuyucunun ilgisini dağıtacak gereksiz ayrıntılar atılmalıdır.

 

``Hikaye, az kelime ile çok anlam sıkıştırabilir. Güzel yazılmış bir hikaye, değer bilenler için bir ziyafet; güç beğenenler için bir doyurmadır. Hikaye bir iksir, bir özettir. Yeni hikaye başlangıçta bir öykünmeden değil, eski hikayenin tıkanmasından doğmuştur. Şiirimiz gibi yeni hikayemiz de çıkışını batı edebiyatından almamıştır. Cemal SÜREYYA''

 

``Hikayeci her şeyden önce dikkatini hayatta rastladığı gerçek insanlar üzerine çeviren ve onlar üzerine çeviren ve onlar arasıda tip, karakter ve davranış farklarının en ince çizgisine kadar ayırt edebilen insan demektir. Mehmet KAPLAN''

 

``Hikayeci; eylemiyle ve birikimiyle toplumdan beslenirse, tükenme kaygısı duymaz. Bu nedenle de hikaye yalın ve yoğun olur. Hikayecinin başka bir görevi de hikayesinde anlatmak istediğini sıkmadan okuyucunun beynine yerleştirmek ve sonra konuyu ateşlemek.

 

Yani konu birçok hammaddeden meydana gelmiş bir dinamit gibi olmalı. Ancak dinamit beyne yerleştirildikten sonra ateşlendiğinde, okuyucunun okuma zahmetine karşılık, akılda durmadan büyüyen bir düşünce çağı meydana getirmeli. Bekir YILDIZ''

 

``Kısa bir hikaye yazarı, büyük bir meydan savaşında yer alan bir er değildir. O geniş cepheli bir savaşın adsız çarpışmalarına katılan bir çetecidir. Toplumun kıyısında durur, silik insanlarıyla uğraşır. ``

 

 

 

3 HİKAYE PLANI

 

Hikayenin kuruluşunda; olay anlatan yazılarda olduğu gibi; serim, düğüm, sonuç bölümleri vardır. Roman, tiyatro, masal, hatıra, seyahat ve başka yazı türleri bu hikaye planından faydalanır. Bu üç bölüm şöyle uygulanır

 

. 1 SERİM BÖLÜMÜ

 

Bu bölüme giriş bölümü de denilir. Olayın geçtiği yer yani dekor, belli başlı nitelikleri söylenerek bu bölümde tasvir edilir. Olayın şahısları, kahramanı en canlı iç ve dış görünüşleriyle belirtilerek tanıtılır; kısaca portre çizilir. Olayın ne olduğunu biz bu bölümde anlarız.

 

.2 DÜĞÜM BÖLÜMÜ

 

Bu bölüme gelişme bölümü de denir. Olayın başlayıp açılması, okuyanın ilgisini, merakını artıracak bir durum alması; olayın düğümü; kişilerin konuşmaları bu bölümdedir. İsim ve fiil cümleleri kullanarak, farklı yapıda cümlelere yer vererek, konu ile ilgili örnekler alınarak bu bölümde çeşitlilik sağlanmalıdır.

 

.3 ÇÖZÜM BÖLÜMÜ

 

Bu bölüme sonuç bölümü de denir. Olayın ne şekilde sona erdiği, olayın kişileri ve görenler üzerindeki etkisi bu bölümde anlatılır. Aristoteles diyor ki: ``Hikaye, birlikli bir bütün, canlı bir varlık gibi kendi özüne uygun, bir başı, bir ortası, bir sonu olan bir hakaret çevresinde geçmelidir. Hikayenin çözümü, karekterlerden kendiliğinden doğmalıdır.''

 

Çözüm bölümü, okuyanları memnun edecek şekilde planlanmalıdır. Hikayenin sonu bazen bir cümle, bazen de bir paragraf ilavesiyle yapılır. Nasıl diyalog hikayenin önemli noktalarını belirtmeye yardım ederse, hikayenin sonu da asıl üzerinde durulan fikri belirtmelidir.

 

HİKÂYE; hayatta olan veya olacak kanısı veren olayları bir ölçü ile anlatan; hayâlde tasarlanan ilgi çekici bir takım olayları anlatarak okuyanda heyecan veya zevk uyandıran yazıdır. Hikâyelerin kişileri az­dır; bir tek olay anlatmak amaciyle yazılır. Derin çözümlemelere pek elverişli sayılmaz. Hikâyeler, çoğunlukla, birkaç sayfa uzunluktadır.

 

Hikâye; üzerinde gerektiği kadar durulmamış yazı türle­rinden biridir. Hikâyedeki olay, başlangıçtan sonuca doğru giden bir olayın bir anlık parçasıdır. Hikâyeler; çoğunlukla, o bir anlık parça içe­risindeki insanı incelemeyi gaye edinirler. Bununla beraber, herhangi bir hayvan, bir şey de hikâye konusu olabilir. Bunun için kısa hikâye­ler; yoğun, dolgun bir nitelik taşımalıdır.

 

Hikâyelerin kısa, kişilerin sayıca az ve hayatlarının yalnız bir tek safhasının anlatılması belli başlı bir özelliğidir. Biz bugün hikâye de­diğimiz zaman, moral ve zevkin birbirine bağlanmış olmasını kastedi­yoruz. Alain: «Hikâyede her şey geçmişi gösterir, onun yaşadığımız anla ilgisi, yalnızca anlatımındaki birleştirici sestir» görüşündedir. Balzac: «Bir hikâye, bir insanı ölümsüz yapabilir» der. 

 

Hikâyeler, hareketten hoşlanan insanın bu isteğini karşılar; insanlara karşı duyulan yakınlık duygusunu arttırır. Bir an için de olsa, okuyucuyu hayâl dünyasında dolaştırır. însanın zihin gelişmesini arttırır; insanlara yüksek ideallerle birlikte geniş bir hayat anlayışı sağlar. Eski edebiyatımız­da hikâyet diye geçer. Conte, Fransızca Nouvelle de hikâye anlamındadır. İlk hikâye anlatımı, önce Doğu'da sonra Batı'da, mizah yollu olaylarla baş­ladı. Yazılı olarak ortaya çıkışı çok daha sonradır. Bunların yazarları belli değildir. Hikâye türünün kaynağı eski Hind'e kadar gitmektedir. Halk ma­sallarının bu türlü hazırladığı, «Binbir gece Masalları» nın hikâyeye kay­naklık ettiği savunulmaktadır.

 

 HİKAYECİ

 

Hikayeci; kişilerini, onların çeşitli problemlerini hayat çerçevesin­den görmek ve yaşamak zorundadır. Bu bakımdan görüşleri daha doyurucudur: Hikâyeyi başarılı kılan öğelerden biri olduğu şüphesizdir. İyi hikayeci, bir romancı da olduğu gibi, bir­kaç yaşantısını bir konu içinde birleştirir ya da bir olayı alır geniş­letir, ona kendi yaşantılarını ekler.

 

Hikayeci; yazısiyle okuyucunun arasına girebilmeli; yarattığı kişi­lerin olanaklarını ölçüp biçtikten sonra, gerçeğe uygun olarak onları hareket ettirmelidir. İçinde yaşadığı toplumun durumunu iyi bilmeyen, insanı iyi tanımıyan bir kimse iyi hikayeci olamaz. 

 

Hikâye, başlıbaşına bir kompozisyon türü olmasına karşın, hikayeciyi romana götüren bir yol da sayılmaktadır. Gerçek hikayeci ise, kendi yazı çeşidini diğer nesir türlerinden üstün tutmak zorundadır. Küçük hikâye yazmak için, çok düşünmek, çok çalışmak gerekmektedir. Hikayeci; kişi­lerini, onların çeşitli yaşantılarını duymak, görmek ve yaşamak gerekliliği içerisindedir. 

 

HİKAYE YAZMA

 

Hikâye canlı bir dille yazılmalı, gerçek dünya ile yaratılan hayâl dünya arasında sağlam bir ilgi bulunmalıdır. Bu ilgi, bizi hikâye bo­yunca sürüklemeli; anlatım sağlam bir birlik ve özenli bir düzen üze­rine oturtulmalıdır. Bunun için, ilgi çekici bir konu seçilmeli; konu sağlam bir plana dayanmalı; fikirler birliğe dikkat edilerek yazılmalı; konu, hayâl ürünü bile olsa, gerçeğe uygun olarak işlenmelidjr.

 

Hikâye, mümkün olduğu kadar akla aykırı hiç bir şeyi içine alma­malıdır. Akla aykırı elemanlar hikâye içine alınacak olursa, o zaman bunlar, akla uygulanmış gibi anlatılmalıdır. Çehov; «Güzel hikâye yaz­mak için, yazdıklarınızın başını ve sonunu atınız» diyor. Parlak bir üs­lûp, karakter tasvirlerini, karakter düşüncelerini gölgeleyebilir. Tasvir­ler, olduğu gibi, olması gerektiği gibi yapılmalıdır.

 

Hikâye, üçüncü şahsın ağzından anlatıldığı gibi, hikayeci kendi ba­şından geçiyormuş gibi de anlatılabilir. Yalnız, canlı kelimeler; canlı fiiller kullanmaya; kişileri konuşturarak hikâyeye canlılık, akıcılık ve bütün güzelliği vermeye çalışılmalıdır. Gerçek ayrıntılar katarak hikâ­yenizin geçtiği yerleri canlı bir hale getiriniz. Hikâyenin bu yönüne ki­şisel deneyler, görüşler, araştırmalar, kaynak olabilir.

 

Hikâye kahramanlarınız size ve okuyuculara gerçek kişiler olarak görünmelidir. En iyi bildiğiniz kimselerin kahraman olarak seçilmesi bu işi kolaylaştırır.

 

HİKAYENİN BÖLÜMLERİ

 

Hikâyenin kuruluşunda; olay anlatan yazılarda olduğu gibi; serim, düğüm, sonuç bölümleri vardır. Roman, tiyatro, masal, anı, mektup, gezi ve başka birçok yazı türleri bu hikâye planından faydalanır. Bu üç bölüm şöyle uygulanır:

 

Serim Bölümü: Bu bölüme giriş bölümü de denilir. Olayın geçtiği yer yani dekor, bellibaşlı nitelikleri söylenerek bu bölümde tasvir edilir. Olayın şahısları, kahramanı en canlı iç ye dış görünüşlerile belirtile­rek tanıtılır; kısaca portre çizilir. Olayın ne olduğunu biz bu bölümde anlarız.

 

Düğüm Bölümü: Bu bölüme gelişme,bölümü de denir. Olayın baş­layıp açılması, okuyanın ilgisini, merakını arttıracak bir durum alması; olayın düğümü, kişilerin konuşmaları bu bölümdedir. İsim ve fiil cüm­leleri kullanarak, farklı yapıda cümlelere yer vererek, konu ile ilgili örnekler alınarak bu bölümde çeşitlilik sağlanmalıdır.

 

Çözüm Bölümü: Bu bölüme sonuç bölümü denilir. Olayın ne şe­kilde sona erdiği; olayın kişiler ve görenler üzerindeki etkisi burada anlatılır. Aristoteles diyor ki: «Hikâye, birlikli bir bütün, canlı bir var­lık gibi kendi özüne uygun, bir başı, bir ortası, bir sonu olan bir hare­ket çevresinde geçmelidir. Hikâyenin çözümü, karakterlerden kendili­ğinden doğmalıdır.»

 

 

 

Powered by Bullraider.com
   

Giriş Formu  

   

Rasgele Resim  

Resim Yok
   

İstatistikler  

Ziyaretçiler
104
İçerikler
142
İçerik Gösterim Sayısı
171683
   

Türkçe Konu seç(video)  

   

Phoca Download Statistics Module